|

15.09.2007 tarihli SABAH gazetesinden
alınmıştır....
Geçtiğimiz günlerde, uzun süre sadece kulüp
üyelerinin gidip geldikleri Kalamış Yelken Kulübü'nün terasında
herkese hizmet veren bir balık lokantasının açıldığını öğrendim.
Ve nostaljik bir dürtüyle hafta içi bir akşam restoranın yolunu
tuttum. Terasa iki kat merdiven çıkılarak ulaşılıyor. Marinanın
üzerinden güzelim Kalamış Koyu'nun, Moda kıyılarının
görülebildiği geniş bir teras burası. Arka kısımda bar yer
alıyor. Zemin ahşap malzemeyle kaplanmış. Bir duvarda soğuk
mezeler ve salataların sergilendiği geniş bir tezgâh uzanıyor.
Masamıza yerleşip İstanbul'un en güzel koyunun keyfini
çıkardıktan sonra büfeye yollandık. Çok kurak geçen yaz
mevsiminin sonu olmasına rağmen, mezeler arasında yenilebilir
yerel otların çokluğu hemen dikkati çekiyordu. Deniz börülcesi,
kuzukulağı, radika, sirken otu, arapsaçı, şevketi bostan, turp
otu, hardal otu, cibes ile ıspanak, pazı ve karalahana
kavurmalarını sayabildim. Doğrusu bu kadar bol ve taze çeşit
arasından seçim yapmak zor; insanın gözü doymuyor ve mönü
kartından seçeceklerinden çok daha fazlasını ısmarlıyor. Masa
birbirinden cazip mezelerle donatılıp, bunların tatlarına
bakılmaya başlandığında ise çeşit fazlalığı artık rahatsız
etmiyor, insan bunların keyfini çıkarmaya başlıyor. Mezeler
içinde fava ve ahtapot salataları birçok restorana örnek olacak
kalitedeydi. Patlıcan salata, barbunya pilaki, humus, semizotu
kökü, patlıcan ve kabak bayıldı da taptaze hazırlanmıştı ve
gayet lezzetliydi. Bu kadar soğuk çeşitten sonra sıcak mezeler
de yemeye kalksak, balığa sıra gelmeden pes etmiş olacağımız
için, doğrudan balık siparişine geçtik. Şarap menüsünde mevcut
Doluca, Kavaklıdere ve Terra'nın belli başlı şarapları arasından
da seçimimizi yaptık. Bu sene Marmara'nın süsü palamut, kendini
özletti. Geçen yaz, daha ağustos ortalarından itibaren bol bol
palamut yiyebildiğimiz halde, bu yıl herhalde sıcakların
denizleri de ısıtması nedeniyle bu güzelim balığa da, onu takip
eden lüfere de uzun süre hasret kaldık. Bu yazıyı yazdığım
sırada tezgâhlarda çoğalan lüfer ve palamut, Balık Restoran'da
yemek yediğimiz akşam hâlâ yoktu. Ancak bundan pek şikâyetçi
olmadım. Çünkü Marmara'nın egemen balıkları ortaya çıkınca
genellikle gözden kaçan o güzelim uskumruyu bu sayede keyifle
yiyebilme fırsatını buldum. Izgara ustası, balıkları hakkını
vererek, suyu içinde pişirmişti. Balığı bastırmak üzere
getirilen dondurmalı irmik ve incir tatlıları da çok
başarılıydı. Kalamış Yelken Kulübü'ndeki balık lokantası yazdan
kalma havalar devam ettiği sürece, terasta hizmet verecek. Daha
sonra bir alt katta hazırlanmakta olan kışlık mekânına geçecek.
Oranın atmosferi nasıl olur, henüz bilmiyorum ama ben şimdiden
gelecek yazı iple çekiyorum. Tekrar buraya 'bir tatlı huzur
almaya' gelmek için...Deniz Erdil |
 |